Bugün :

KÖYÜMÜZ
Kare Kare
Bozkurt
...
 

SOHBET&TANIŞMA
Haberleşme irtibat formu...

 


Daha önce
yayınlanan
Haber ve Makale
Arşivi

 


ÇEÇEN BOZKURT SEÇME VİDEOLAR...

 

 

RAHMİ ERDEM

 

RAMAZAN ÖZÇEÇEN

 

İHSAN PİLGER

 


Bahadır ÖZÇEÇEN:
1983 yılında Sivas'ta dünyaya geldi. Bozkurt köyünden Rikhoy teypindendir. Kazancık,Canabdal, Kadılı köylerinin web sitelerinin mimarı olan ÖZÇEÇEN, Çeçen Bozkurt'unda tasarımcısı ve Editörüdür. İstanbul ilinde Kamu görevlisi olarak çalışan kardeşimize çalışma ve gayretlerinden dolayı teşekkür ederiz. sirborz@hotmail.com
 

 
 

DİNLE
ARTIK 7/24 YAYIN


Radio Çeçen Bozkurt
Chat & Radio

 
 

Vainakh Futbol Turnuvası
TÜM YORUM ve DUYURULAR

 

 D o s t l a r ı m ı z

 
Çeçen - Online
Çeçen - Canabdal
Çeçen Gençlik Grubu
Waynakh
Çardak Kasabası
Çeçen Dili
Kafkas Vakfı
Adanacecen.com
Kavkaz Center
Çeçenya Net
Birleşik Kafkas Derneği 
 

 
 


YÖNETİCİYE SORU VE CEVAPLARINIZ.

 


İRTİBAT:

sirborz@gmail.com
sirborz@hotmail.com (MSN)

 
HER BİLGİDEN
HABERDAR OLMAK İÇİN

Mail listemize üye olun
EkleÇıkar

 

SULAR TERSİNE AKACAK

Yaz'dı... Muhtemelen temmuz sonu...

       Amerika'daki Çeçenlerin kurduğu forumu açtım. Kiril yazısıyla yazılmış başlıkları, Çeçence birşeyler olabilir düşüncesiyle okumaya çalışıyor, her kutuyu tıklıyor tıklıyordum. En sonunda İngilizce bir haberin altında bir adres buldum. O adrese yazdığım mesaja cevap veren kişi birinci savaşta Çeçenya'dan ayrılan Albina'ydı... California, Berkeley Üniversitesi'nde mimarlık okuyordu... Dedemin Osmanlı zamanında Türkiye'ye geldiğini Çeçen olduğumu söyledim.

 Amerika'nın batı kıyısındaki California Eyaleti buradan sekiz saat gerideydi.

Artık gece saat üç buçukta uyanıyor, Albina'yla konuşacağım yarım saate neler sığdıracağımı gün boyu düşünüyordum. Torunlarının benim gibi olacağını, ve bu konuda ona neler tavsiye edebileceğimi soruyordu.

 Evli değildi. O'nun yaşında biri en fazla evlenmeyi, çocuklarını hayal edebilirdi. O'ysa torunlarının geleceğinden bile endişeliydi.

 Okula insanüstü çaba sarfediyor, insan hakları derneklerinden üniversitelere, her yere koşuyor, büyük özveriyle paneller tertiplemeye çalışıyordu.

 Benimle konuştuğu kutunun sağında arada sırada değiştirdiği resmi dururdu.

 Bir gün bütün resimlerin sağdan çekildiğini farkettim. Belli belirsiz sol gözü daha çukurdaydı.

Albina... Sakladığın sol gözünün yerinde ben olayım...

Albina sen benim -Çeçenistan dönüşü bir arkadaşımın Grozny'den getirdiği- sımsıkı tuttuğum bir avuç toprağımsın... Albina sen benim sağ gözümsün.

Kız kardeşim yoktu... Oysa sensin Albina...

Omuzlarında taşıdığın şey, benim babamdan hatta O'nun da babasından büyük...

O yük benim de yüküm…

 Çocuklarınla Çeçence konuş diyebildim.

 Albina canım acıdığında kimse bilsin istemiyorum senin gibi.  Sen ''offay!!'' diyorsun ben ''uf!!'' diyorum hepsi bu...

Yemekhane kuyruğunda telefonunda dalida çalan kızı kolundan heyecanla kavrayıp, sen nerelisin diye sormam bu yüzden...

Bu gece Çeçen Bozkurt Köyü'nün sitesinde nostaljik fotoğrafların arasında dolaşırken, kalpaklı bir resmin altındaki isim dikkatimi çekti, ''Elti Demirhan''... Elti Temirkhan...

Elti Demirhan...

Yakasında kamalı rozeti, başında kalpak, yorgun gözleri kimbilir ne düşünüyor... Pos bıyıklı, Çeçen bir adam...

Evet bu O. Annemin gençliğinde köyümüze yazları ziyarete gelen Elti.

 Hayır! Anneme artık hayatta olmadığını söylemeyeceğim. İsveçli eşin Margaret -annemin deyişiyle Margıritta- ın sarı küt kesilmiş saçlarını, bozuk Türkçe aksanını hatırlayıp, üzülmeyecek...

Nerede olduğunu şu anda bilmediği iki dostun hatırasına gülümseyecek resmini gördüğünde.

 Biz Çeçenler elhamdülillah Allah'ın dinine inanırız. Ölüm bir gün hepimizi bulacak şüphesiz. Önemli olan nasıl yaşadığımız değil midir?

 Ölüm Yeltsin gibilerini süründürür, Stalin'in ardından lanet okutur...

 Oysa Dudayev'in, Mashadov'un, Yandarbiyev'le Sadullayev'in alnından öper...

Ölüm alnından öper, sürgünde Daimohk'tan ayrı düşmüş Temirkhan bir Çeçen'i de dileğim...

 Resmini açıp, ''seni nereye gömdüler, durup rahmet okuyanın var mı adamm!!!'' diyecekken Rasaev'in daimohk şarkısına son ses verip,  kollarım iki yana açık, sinqeram kuruyorum...

Kızlar belki toplulukta erkek gibi oynamaz ama ben senin yerine vuracağım ayaklarımı yere bu gece kimseler yokken!!!

 Dela gesh doyla Elti Temirkhan...

Ruslar yine öldürüyor öldürüyor...

 Ölmek özgür olmaktır.

 Temirkhann... Daha kaç genç senin gibi anadan, yurdundan olacak?

 Kaç Albina düşecek tuz misali yaralı ciğerin orta yerine?

 Yok... Böyle yağma yok... Sular bir gün tersine akacak...

 Albina'nın torunları benim gibi olmayacak... Temirkhan'ın Danimarka'daki mezarına beyaz laleler koyacağım...

 O siyah-beyaz resmini bulup bana bu yazıyı yazdıran uzun saçlı Bahadır, kollarını bu gece açtığım gibi açıp Grozny'de vuracak ayaklarını yere... Heyyy!!!

Unutmayacağız Temirkhan !!!
 

Yazan: Dilek ÖZMEN
Tarih: 02.12.2007

Bu yazıya yorum ekle>>>

 






















 


                                                                                                                                            Copyright © 2006 B.ÖZÇEÇEN